Büşra Palut · Atayurt Önceki Dönem · Cilt 1, Sayı 2 (2023) · s. 28–29
Önceki dönem (2023) ilmî popüler sayıdan aktarılmıştır; hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. Alıntı için basılı/PDF sayfa numaralarını kullanınız.
Destanlar, bir milletin temel taşıdır. Sözlü ya da yazılı şekilde süregelen destanlar milletlerin gelenek görenek ve kültürleri hakkında bugünlere bilgi sunar. Sunulan bu bilgiler ışığında kültürler şekillenir ve adetler devam ettirilir. O halde destanlar milletlerin oluşumu ve devamı için vazgeçilmez unsurlardır. Türk destanları tarihle yakınlık bağlamında sıkı bir ilişki oluşturur. Tamamen tarihe kanıt olarak gösterilemez fakat Türk toplumunun mazisi hakkında kaynak oluşturur.
Destan kahramanları genellikle olağanüstü özellikler gösterir ve bütün rolü tek başına üstlenir. Üstlendiği bu rolü de başarıyla tamamlar ve halkın gözünde Tanrı tarafından kutsanmış olağanüstü bir varlık olarak görülür. Destanlar ve destan kahramanları da bundan dolayıdır ki eski dönemlerde yaşayan insanlar için oldukça kutsaldır. Adeta bir inanç haline bürünür. Şüphesiz ki Oğuz Kağan kutsal sayılan destan kahramanlarının başında yer almaktadır. Olağanüstü doğumu, doğumdan sonra kısa süre sonra ayaklanması, çiğ et yemesi ve kırk günlükken yürümeye başlaması onun sıradan bir insan olmadığına dair en büyük kanıttır. Hayatı bu kadar olağanüstülüklerle doluyken ve Tanrı tarafından kutsandığı varsayılırken toplumun ona değer vermemesi kaçınılmazdır.
Oğuz Kağan Destanı günümüze katmanlaşarak gelmiştir. Bunda oluşum dönemi ile yazıya geçirilme dönemi arasındaki zaman farkı ve sözlü olarak ağızdan ağıza 3 aktarılırken değişimlere uğraması sebep olmuştur diyebiliriz. Ahmet Bican Ercilasun katmanlaşmayı “Farklı dönemlerde yaşanmış olaylar aynı dönemde yaşanmış, aynı kahraman(lar)ın başından geçmiş gibi anlatılır; tarihin farklı katmanları tek katman haline gelir. Çok eski destanlar tarihin tek bir dönemini, tek bir dönemin şahsiyetlerini, tarihteki tek bir olayı yansıtmazlar. Birbirinden farklı ve uzak dönemlerde geçmiş olaylar, farklı dönemlerin kahramanları destanlarda tek bir kahraman etrafında birleştirilebilir. Bu durum destan araştırmalarında katman (tabaka) sözüyle ifade edilir(Ercilasun 2014: 55).” şeklinde açıklar. Oğuz Kağan’ın kimliği hakkında da birden fazla kahraman/hükümdar adının söylenmesi, destanda adı geçen boyların aynı dönemlerde yaşamamış olması durumu da destanın katmanlaşarak günümüze ulaştığının sonucuna vardırır.
1.Nüshalar
Oğuz Kağan Destanı temelde iki nüshadan meydana gelir. En eski nüshası olarak Dr. Rıza Nur tarafından keşfedilen baştan ve sondan eksik olan Uygur harfli İslamiyet öncesine dayanan nüsha karşımıza çıkar. Bu nüshada İslamiyete dair herhangi bir bulguya rastlanmaz. Uygur harfli nüsha bugün Paris Biblioteque National’d bulunmaktadır. Nüshanın müstensihi ve yazıldığı tarih belli değildir. Yazıldığı tarihle ilgili olarak Ferruh Ağca Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı’nda Harezm ve ÇağatayTürkçeleri döneminin dil özelliklerini taşıdığını söyler ve açıklamasını örneklerle destekler. (Ağca, 2019: 61) Ahmet Bican Ercilasun ise konuyla alakalı “Uygurların Müslüman oluşu 14.yüzyılın ortalarını bulur. Doğu Çağatay Hükümdarı Tuğluk Temir 1353 yılında Müslüman olmuş ve yönetimi altındaki Uygurlar da kısa zamanda İslamiyete girmişlerdir. Demek ki Uygurların Müslüman oluş tarihlerini esas alsak bile UHOK’ye kaynaklık eden yazmaların 1350’lerden önceki döneme ait olması gerekir.” (Ercilasun, 2019:39) diyerek nüshaların dönemlendirmesini yapar.
İslamiyet sonrası nüshalar Uygur harfli nüshadan olay örgüsü bakımından farklıdır. Buna rağmen Oğuzların tarihini ve kültürel özelliklerini doğrudan aktarmaları dolayısıyla önem arz ederler. Başta Reşideddin Fazlullâh’ın Câmi’üt-Tevârih eseri Türkiye’de ilk olarak 1972 yılında Zeki Velidi Togan tarafından yayımlanmıştır. Reşideddin Oğuznamesi Farsça olmasına rağmen nüshalar arasında önemli bir yer tutar. Çünkü bu Oğuzname, İslami motifler taşıyan rivayetin en eskisidir ve Salar Baba, Yazıcıoğlu, Ebülgazi başta olmak üzere, sonraki bütün Oğuznameler şu veya bu şekilde bundan etkilenmiştir(Ercilasun,2019: 41).
İslamiyet öncesi ve sonrasında yazıya geçirilen nüshaların olması ve nüshaların arasında uzun bir zaman diliminin olması destanda katmanlaşmaya yol açar. Katmanlaşma ise “Çok eski tarihlerde farklı zamanlarda geçen olaylar, destanlarda aynı zamanda geçmiş olaylara dönüşebilir ve farklı tarihlerdeki olayların farklı ana kahramanları, destanlarda tek bir kahramanmış gibi görünebilir. Hatta destanlarda, efsanevi dönemlere ait katmanlar da bulunabilir.” (Ercilasun,2018: 167) şeklinde açıklanabilir. Şüphesiz ki Oğuz Kağan Destanı’na baktığımızda da Türk boylarının hemen hemen çoğunun aynı dönemlerde ortaya çıktığı düşünülemez. Oğuz Kağan Destanı’nda ise Uygur, Karluk, Kanglı gibi boyların bu dönemde ortaya çıktıkları ve bu boyların adlandırmasının da Oğuz tarafından yapıldığını görmekteyiz.
2. Oğuz Kağan’ın Kimliği
Zülkarneyn iki boynuz sahibi anlamına gelirken Oğuz ismi Denis Sinor’a (1950:5-6) göre öküz/boğa anlamına gelmektedir. Sinor, bu durumu Uygur harfli Oğuz Kağan destanının başındaki boğa figürüne dayandırmaktadır. Roux’a göreyse “Oğuz Han, bir boğa, kurt, samur ve ayı vücuduyla tasvir edilmiş olsa da, bizzat kendisi bir boğadır” (Roux, 2000: 379). Bu iki kelimenin adlandırmasına baktığımızda anlamlarının birbirine benzediği görülmektedir.
Zülkarneyn kelimesine Kur’an- Kerim’in Kehf suresinin 88- 92. Ayetlerinde rastlarız. Ayetlerde Zülkarneyn adlı kimseye geniş yetkilerin verildiğini görürüz. “Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve hâkimiyet sahibi kıldık. Ve onu hedeflerine ulaşmak için lâzım gelen akıl, ilim, kuvvet ve idarecilik gibi vasıflarla ve imkânlarla donattık (Kehf 84). Ayetinde görüldüğü üzere Zülkarneyn adlı kimse oldukça zeki ve akıllıdır. Destanda da Oğuz Kağan oldukça zeki ve akıllı kişi olarak geçer. da ilk olarak batıya doğru O bir yol tuttu. (Kehf 85) Nihâyet güneşin battığı yere, batı sahillerine varınca onu kızgın, kara, balçıklı bir gözede batıyor buldu. Orada azgın bir topluluğa rastladı. Ona: “Ey Zülkarneyn! İstersen bunları cezalandırırsın veya onlara güzel davranıp affedersin, bu hususta muhayyersin.” dedik. (Kehf 86) Zülkarneyn şöyle dedi: “Kim zulmederse onu cezalandıracağız; sonra o Rabbine döndürülecek, Rabbi de ona benzeri görülmedik bir şekilde azap edecektir.” Ayetlerde görüldüğü üzere Zülkarneyn zalimlere karşı savaşmıştır ve zalimleri cezalandırma yoluna gitmiştir. Câmi’üt Tevârih’te de Oğuz Kağan İslamiyet için yıllarca savaşır ve Müslüman olmayan kimseleri dine davet eder.
Belli başlı benzerliklerin ve cihan-cihat hâkimiyeti anlayışına bakıldığında Oğuz Kağan’ın Zülkarneyn olabileceği düşüncesi akıllara gelmektedir. Destanda Oğuz’un inandığı Tanrı’nın dinini yaymaya çalışması ve daha ana karnındayken annesinin rüyasına girerek Tanrı’ya inanmasını söylemesi peygamber olabileceği görüşünü güçlendirir. Ayrıca peygamberlere peygamberlik haberi geldikten sonra bunu bir süre gizli tutmaları destanda da Oğuz’un çocukluğundan yetişkinliğine kadar gizli gizli Tanrısına dua etmesi de bu tezi güçlendirir.
“Gerek Arap dilinde lakap ve sıfata delâlet eden “zülcenâhayn, zülyedeyn” gibi kelimelerin bulunması gerekse Kur’an’da Hz. Yunus’tan “zennûn/zünnûn” diye söz edilmesi (el-Enbiyâ 21/87) Zülkarneyn’in özel isimden ziyade lakap olabileceğini düşündürmektedir; fakat bu lakabın ne manaya geldiği de açık değildir(Öztürk, 2013:44.cilt 564- 567). Zülkarneyn’in bir isim değil de bir lakap olma ihtimali söz konusu olması da kıssa da geçen kişinin Oğuz Kağan olabileceği fikrini güçlendirir.
Oğuz’un Mete Han ve Zülkarneyn olduğuna dair görüşler dışında Afrasiyab, Büyük İskender, Cengiz Han, Bögü Kağan olduğuna dair görüşler de ortaya atılmıştır fakat bu görüşler bilgi eksikliğinden dolayı kayda değer görülmemiştir.
Sonuç
Yukarıda verdiğimiz bilgilerin ışığında Oğuz Kağan Destanı’nın çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu görmekteyiz. Sözlü gelenekle ortaya çıkan destanın yazıya geçirilme süreci arasında uzun zaman farkının olması ağızdan ağıza aktarılırken de değişmelere uğraması da destanın katmanlaşmasına yol açmıştır. Katmanlaşan destanda da kimlik sorunu ve olay örgüsü sorunu ortaya çıkmıştır. “Anlatılagelen destanın kahramanı aslında kim?” sorunu ortaya çıkmış ve araştırmacıların ilgi odağı haline gelmiştir. Bu yüzden Oğuz Kağan günümüze kadar gerçek hayatta yaşamış ve adını bildiğimiz birçok hükümdar/kahraman ile özdeşleştirilmiştir.
Kesin olarak Oğuz Kağan’ın kimliği hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ortaya atılan tezler dışında kanıtlanabilir bir bulgu elimizde yoktur. Bu yüzdendir ki kimlik meselesi tazeliğini korumaya devam eder ve araştırmacıların yeni fikirler ortaya atmasına sebep olur. Ortaya atılan fikirlerin kanıtlanabilirliği tartışılır olsa da kimi araştırmacı güçlü kanıtlar sunarken kimi araştırmacı daha gölgede kalan teoriler ortaya atar. Bu makalede de ortaya atılan en güçlü teoriler ele alınmıştır. Kesin olarak Oğuz Kağan’ın Mete Han ya da Zülkarneyn olduğu söylenemez. Bu yüzden destanın kahramanın aslında kim olduğu tam anlamıyla bilinemeyecektir.
Kaynakça
- AĞCA, Ferruh, (2019), Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı. Ankara: Türk z Araştırmaları Enstitüsü Yay.
- ATSIZ, H.NİHAL,(1943) Türk Edebiyatı Tarihi İstanbul: Ötüken Yayınları
- BANG, W., ARAT, Reşit Rahmet (1936), Oğuz Kağan Destanı, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi
- ERCİLASUN, Ahmet Bican(2019) Nehir Destan Oğuzname İstanbul: Dergah Yay.
- ERCİLASUN, Ahmet Bican(2019) Oğuz Kağan Üzerine Bazı Düşüceler, Milli Folklor, sayı 11 Güz 1991, s.6-9
- GÖMEÇ Saadettin, Oğuz Kağan’ın Kimliği, Oğuzlar ve Oğuz Kağan Destanları Üzerine Bir-İki Söz, makalesi
- MUSTAFA ÖZTÜRK, “ZÜLKARNEYN”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zulkarneyn (28.09.2022)
- ROUX, Jean Poul. (2000). “Kozmogoni ve Kozmografi, Türklerde ve Moğollarda”. Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü (Ed.: Yves Bonnefoy), Cilt I, (A-K), (Türkçe Baskıya Haz: Levent Yılmaz), Ankara: Dost Kitapevi Yayınları, s. 601- 602.
- Kuran-ı Kerim Kehf Suresi 88-92.ayetler