Abdülsamet Dalkıran · Atayurt Önceki Dönem · Cilt 1, Sayı 2 (2023) · s. 15–17
Önceki dönem (2023) ilmî popüler sayıdan aktarılmıştır; hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. Alıntı için basılı/PDF sayfa numaralarını kullanınız.
Kazan Adı ve Şehrin Kuruluşu
İtil Nehri kıyısında yer alan Kazan şehrinin adı konusunda çok çeşitli görüşler ortaya atılmış ve şehrin adının nereden geldiği konusunda tam olarak bir görüş birliğine varılmamıştır. XV. Yüzyılda Kırım ve Deşt-i Kıpçak Bölgesinde seyyah olarak gezen Giosafat Barboro, şehrin önemli bir ticaret merkezi olduğundan ve Cauldron (kazan) anlamına geldiğini söyler. (Acar 2013:7) Edward Keenan ise Barboro’nun bunu Kırım Türkleri aracılığıyla duyduğunu aslında Kazan kelimesinin Volga Tatarları dahil olmak üzere birçok Türk dilinde “su ısıtıcısı, suyun kaynadığı yer” anlamına geldiğini söyler. (Keenan 1979-1980:484) Gerard Clauson’un etimolojik sözlüğünde kazan kelimesi altı farklı manayı ihtiva eder.
1. Bir tür küçük büyük çaplı kazan
2. Yemeğin pişmesi için
3. Büyük bir kupa veya kadeh
4. Salur Türkmenlerinin bu kelimeyi onların kampa çıktıklarında toplanma yerlerinin bir bölümü olarak kullandığını
5. Çingiz’in ailesinden bir hükümdarın adı
6. Bir Rus krallığı
Clauson, bunların yanı sıra aynı kelimenin “Suyun aşınmasından sonra oluşan yer olduğunu da belirtir.”(1972) Kazan şehri dışından şehre böyle anlamlar yüklenirken o bölgenin insanı tarafından da bazı anlamlar yüklenir. Bunların dışında kendi fikrini de söyleyen Ahmedov, Türk isimlerinde “zan, san, şan” gibi eklerin sonda yer bulunduğunu söyler ve buna örnek olarak da Bulgar ve Kazan Devletlerinde “yurizan, kamzan, karmasan, çarmasan ve çırmaşan” gibi isimlerin yer almasını örnek gösterir. (1910:8) Edward L. Keenan bu rivayetlere şiddetle karşı çıkarak kendisi bazı anlamlandırmalara gitmiş ve bunların kabulünde şunların da kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
1) Ruslar bu kelimeyi Volga Tatarlarından aldı.
2) Buranın ismi Volga Tatarları tarafından koyuldu.
3) Burası onların başkentiydi. (1979-1980) Kazan adının ne anlama geldiği müellifler tarafından tam olarak tespit edilememiştir.
Bunun sebebinin kaynaklarda az bilginin olmasından kaynaklansa gerektir. Kazan şehrinin kuruluş tarihi hakkında ve nasıl kurulduğuna dair yeterli bilgilerimiz bulunmasa da bu şehrin İdil-Bulgar Devleti’nin toprakları üzerinde yükseldiği bütün müelliflerce ortak bir görüş olmuştur. Nitekim günümüz Kazan şehri de İdil Nehri’nin yanında yer almaktadır. Kazan şehrinin kuruluşu hakkında Hadi Atlasi’den şu bilgileri almaktayız; Bulgar hanlığının önde gelenleri özlerine muvaffak bir şehir inşa etmek için Bulgar’dan sefer ettiler. Yaylaklarına gidip “İdil” kıyısına doğru “Kazan” şehrini inşa ettiler. (Ablası 1914:6) Atlasi’nin bu tarifi, müelliflerin şehrin başlangıçta “Kirman’dan yani kaleden oluştuğunu doğrular niteliktedir. (Acar 2013:78) F a k a t tarihte iki Kazan şehri var olup, Eski Kazan’ın günümüz Kazan şehriyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Eski Kazan, yeni Kazan’ın 45 km kuzeyinde ve coğrafi bakımından hiç ortak noktası yoktu. (Acar 2013: 79) Ahmedov, eserinde bu şehrin kuruluşunu şöyle anlatmıştır:
“Halkın söylence ve bazı tarihi Ruslarda görülen haberler boyunca Kazan evvelde şimdiki urunundan 45 çakram yerde kuzeyde Kazan suyu boyunda bulunmuş. Şimdiki Uluğ Sibir yolundan iki çakram kadar çıkarak Kazan Suyunun ön cenubunda ve büyük yar üstünde yer kazıp ayaklandıran1 bir şehir halkı var, şunu Müslümanlar “Eski Kazan” diye adlandırır. (1910: 12-13)
Görüldüğü gibi Aynuddin Ahmedov’un kitabından aldığımız bilgi Serkan Acar’ın kitabında da aynen verilmiştir. Yeni Kazan şehrinin ne zaman ve nasıl kurulduğu nusunda çeşitli görüşler vardır. Bu görüşlerin ilki bu şehrin ilk zamanlarında bir kaleden ibaret olduğu ve Bulgar Hanı Sayın Han’ın burayı çok beğenip burada şehir kurduğudur. (Acar 2013:81) Yine Ahmedov, yazdığı eserinde Yeni Kazan’ın kuruluşu hakkında İdil Bulgarlarının payının olduğunu ve Oka Irmağı üzerinde yer alan eski bir şehrin Kazan şehri olacağı görüşündedir. (1910: 17) Kazan İlimler Akademisi, şehrin kuruluşunu Kuşan-Kazan savına dayanarak 1177 yılı (Acar 2013: 84) olarak belirlese de şehrin nasıl kurulduğu hakkındaki görüşlerde ortak bir noktaya varılamamıştır.
Kazan Hanlığı’nın Kurulması, Gelişmesi ve Yıkılması
Kazan Hanlığı’nın kurucusu kabul edilen İçkici Oğlu Uluğ Muhammed Han (Kurat 1937: 16) 1419-1436 (1437?) yılları arasında Altın Orda’nın Saray şehrinde hüküm sürse de Astrahan Han’ı Seyyid Ahmed Han ve Küçük Ahmed Han ittifakı sonucunda bu şehirden kaçarak2 Belev şehrine gitmek zorunda kaldı. Ulu Muhammed Han’ın bu şehre gitmesine Rus Knezi Vasili, destek olmuştur. Knez Vasili, boyarlarının da etkisiyle Uluğ Muhammed Han’ın bulunduğu şehre keşif yapacak elçilerini göndermiş fakat Muhammed Han bu elçileri karşılamamıştır. Bu durum sonradan gerçekleşecek savaşı kaçınılmaz kılmış oldu. Nitekim Knez Vasili, Dmitri Şimiyaka1 ve Dmitri Yurigoviç ile 40.0002 kadar askerini Uluğ Muhammed Han’ın üzerine yollamıştır. Buna karşılık Han’ın ordusunda 4.0003 kadar asker vardır. Uluğ Muhammed, Knez Vasili ile ilk başta barışmak istese de Vasili, bu isteği ge ri çevirerek Uluğ Muhammed’in üzerine yürümüştür. Knez Vasili bu savaşta Knez Piyotr Kuzmanski ile Knez Simon Vasili’nin desteğini almıştır. Bu destekle de daha da güçlenen Vasili’nin ordusu Beleş şehrinin ortasına kadar gelip, kaleyi muhasara Etmeye çalışsa da Tatarların, Uluğ Muhammed’e destek verilmesiyle Rus askerleri bir nebze olsun durdurulabilmiştir. Fakat, Uluğ Muhammed Han, bunun yeterli olmadığını görüp, karşı atağa geçmeden evvel iki rekât namaz kılmış, muzaffer olmak için Allah’a dua etmiştir. Bu sıralarda Rus askerinin kalbine dirayetsizlikler düşmüş, aralarında anlaşmazlıklar çıkmaya başlamıştır. Bunu anlayan Uluğ Muhammed Han, önce besmele çekip askerlerine tekbirler eşliğinde saldırma emrini vermiştir. 1437 yılının aralık ayında gerçekleşen bu savaş tarihe “Beleş” Savaşı olarak geçmiş ve Kazan Hanlığı’nın kuruluş tarihi olarak bu olayın gerçekleştiği yıl kabul görmüştür.
Uluğ Muhammed Han, bu tarihten 1445’e kadar Moskova aleyhine seferler düzenlemiş ve 1443 yılında Murrum şehrini ele geçirmiştir. Nitekim 1445 yılındaki Spaso-Evlimiya Manastırı yakınlarındaki savaşta bir Tatar Hanzade’si olan Birdibad, Kez Vasily’inin yanında yer almıştır. Bu savaş sonucunda Knez Vasily, esir düşmüş ve ağır şartlar altında serbest bırakılmıştır. Yine bu savaşın sonucu olarak Uluğ Muhammed Han’ın oğlu Kasım’a “Meçersky Gorod” şehri verilmiş ve böylece Kasım Hanlığı kurulmuştur. Kasım Hanlığı’nın kuruluş tarihi açısından bazı farklı görüşler vardır.4 1469 yılında Moskova, Kasım Hanlığının desteğini alarak Kazan’a İbrahim Han döneminde ilk kez büyük bir saldırı yaptıysa da bu saldırı başarılı olamamıştır. Fakat sonraki süreçte Moskova’nın, hanlık üzerindeki etkisi özellikle kendisine bağlı, Nogay Ordası ve Kasım Hanlığı gibi Türk- Tatarların ve içteki Rus severlerin desteğini alarak giderek artmıştır.
İbrahim Han’dan sonraki dönemlerde Kazan Hanlığı nispeten bağımsız olsa da artık Moskova’nın özellikle Kasım Hanlığı üzerinden saldırılarına çokça maruz kalacaktır. İbrahim Han’ın iki hanımı ve bu iki hanımından da beş oğlu bulunmaktaydı. Bunlardan, İlham Han, Hudaykul ve Melik Tatar isimli oğulları Fatma Sultan5 İsimli hanımından ve Muhammed 8 Emin ile Abdüllatif isimli oğulları Nur Sultan Bike isimli hanımındandır. Nitekim, İbrahim Han vefat ettikten sonra ilk hatunun oğlu olan İlham Han başa geçecek ve Nur Sultan Bike isimli hatunu da Muhammed Emin ile önce Knez İvan’ın yanına gitmiş ve sonrasında İlham Han ölünce, onun yerine Muhammed Emin, İvan’ın etkisiyle hanlık makamına oturmuştur. İlham devrinde üç önemli olay gerçekleşti: Bunlardan ilki 1482 senesinde Knez İvan’ın, Kazan’a saldırma teşebbüsünde bulunması, ikincisi 1484 senesinde Knez İvan’ın bir kez daha teşebbüste bulunması ve üçüncü ve son olarak 1487 senesinde İvan’ın en sonunda Kazan’ın iç işlerine tamamen karışarak kendi isteğini yaptırması ve Muhammed Emin’i destekleyerek onu hanlık makamına oturtması idi. Neticede 1487 yılında Rusya, Kazan Hanlığına ilk kez kendi adamı olan Muhammed Emin’i oturttu. Neticede 1487 yılında Rusya, Kazan Hanlığına ilk kez kendi adamı olan Muhammed Emin’i oturttu1 Muhammed Emin’in bu ilk dönemi Togan’ın 9 deyimiyle “vassallık” (Togan 1912: 208) idi. Durum böyle olunca da etki kaçınılmaz oldu. 1496 yılında Sibir Hanı Mamuk Han, Kazan’a han olunca, Kazan’ın Kel Ahmed Önderliğindeki ileri gelenleri 1498 senesinde İvan’a giderek ondan yardım istemiş ve başlarına Abdüllatifi getirmesini talep etmişlerdir. Neticede Abdüllatif, bazı knezlerle beraber şehre gelerek han olmuştur. Abdüllatif’i tahtta isteyenler kısa süre sonra onu istememeye başlamış ve yine İvan’a giderek bu kez Muhammed Emin’i istemişlerdir. 1502 yılında Muhammed Emin, ikinci sefer han olunca Rusya aleyhine faaliyetlere girişmiştir. 1505 yılında Kazan’a gelen Rus Elçisi Klyapik, han’a ve halkı saygısız davranınca Kazan halkı, şehirdeki birçok Rus tüccarı öldürmüştür. 1506 yılında ise Muhammed Emin Han, Moskova ile yaptığı savaştan galip çıkarak hanlıktaki şöhretini artırmıştır.2 Bu savaşta ilgimizi çeken bir nokta ise daha sonra Kazan’a han olup tamamen Rusya lehine hanlık yapan Şah Ali’nin burada şehzade Ali olarak Rusya safında yer almasıdır. 1516 yılında Muhammed Emin Han hastalanınca Kazandaki seçkin sınıflardan olanlar; Şah-Seyyid Hüseyin, Şah Yusuf, Boz-ak Bahşi ve mollalar (Pelensky 1974: 32) Moskova’ya gitmiş, han’ın bu durumunu belirterek ondan Abdüllatif’i tekrar han yapmasını istemişler. Ne yazık ki Abdüllatif 1517 yılında ölünce ve ondan bir sene sonra 1518 yılının aralık ayında da Muhammed Emin Han ölünce Kazanda hanlık sorunu ortaya çıkmıştır. Bu kriz, İvan’dan, Şah Ali’nin istenmesiyle çözülmüştür.3
Pelenski’ye göre Şah Ali, han olmadan evvel Knez Vasily ile anlaşma yapmıştır. (1974: 34) Kazanın ileri gelenleri 1521’de Şah Ali’yi istemeyince bu kez Sahib Giray’ı kendilerine han yapmışlardır. Böylece hanlıkta Kırım etkisi de başlamış oldu. Aynı yıl Kırım Hanı Mengli Giray ve Kazan Hanı Sahib Giray, Moskova’ya birlikte sefer düzenleyerek şehri yakmıştır. Bu saldırıdan iki sene sonra 1523 yılında Şah Ali’nin desteğini alan Knez Vasily, Kazan’a saldırdıysa da başarılı olamamış fakat daha sonra Kazan’ın ilhakı konusunda büyük öneme sahip olacak olan Vasilysurk isimli kaleyi Sura Nehrinin ağzında inşa etmiştir.
Sahib Giray Han’ın 1524’te İstanbul’a gitmesi üzerine Safa Giray, yeni Kazan hanı oldu. Sahib Giray’ın bu ilk hanlığı 1525-1530 yılları arasındaki barıştan ötürü sakin geçmişti. Daha sonra Safa Giray’ın Rusya aleyhine siyaset güttüğünü gören Kazanlılar, 1530 yılında onu tahttan indirdiler ve yerine Can Ali geçmiştir. O da ağabeyi Şah Ali gibi hanlığı Rusya’ya bağlamıştır. 1535’te Kazanın vatan severleri Can Ali’yi tahttan indirerek şehrin ortasında öldürmüş ve yerine Safa Giray tekrardan han olmuştur. Safa Giray, han olunca Nogay Mirzası Yusuf’un kızı Süyün Bike4 ile evlenmiştir. Onun da etkisiyle 1536-1537 yıllarında birçok 12 Rus şehrine sefer düzenleyerek hepsini yakmıştır. 1546 yılında Kazan halkından bazıları İvan’a giderek ondan destek istemiş ve Şah Ali yeniden han olmuştur. Bu kez bu halkın karşısındaki grup Şah Ali’ye karşı ayaklanınca Safa Giray, yeniden Kazan hanı olmuştur.
1549 yılında Safa Girayın ölümü Kazan’ı tamamen Rusların saldırılarına açık hale getirmiştir. Bundan sonraki süreç Kazan için artık sona gidilen bir süreç olmuştur. Çünkü Süyün Bike, oğlu Ötemiş Giray ile hanlıkta yalnız kalmıştır. Babası Yusuf Mirza da İvan’a yazdığı mektubunda Kazan’a saldırılmasını ı ve kendisinin her türlü desteği vererek kızının Şah Ali ile evlendirilmesini bildirmiştir. (Atlasi’den aktaran Coşkun 2004: 30-31) 1551 yılında İvan, Züye yakınlarında bir kale inşa ederek Kazan’ın kontrolünü Vasilysursk kalesiyle birlikte tamamen sağlamış oldu. Son olarak 1552 yılının 11 Ağustos’unda Süyün-Bike, Kazanlılar tarafından Ruslara teslim edilmiştir. Ruslar, 30 Eylül’e kadar şehre saldırdıysa da bir delik açamamış fakat Kazanda bulunan Ermeniler,1 İvan’a şehrin hassas noktalarını bildirmiş ve böylece şehre girilmişti. 1 Ekim 1552’de ise şehir tamamen Rusların eline geçti.
Sonuç
1437 yılında Uluğ Muhammed Han’ın Belev şehrinde II.Vasily’i yenmesi sonrası kurulan Kazan Hanlığı, 1552 yılına kadar ki sürecinde çok sayıda iç ve dış müdahalelere maruz kalmıştır. Bunda özellikle Kasım Hanlığı etkili olmuştur. Nitekim, bu hanlık kurulduktan kısa bir süre sonra Rusya etkisi altına girmiş hatta II.Vasily’nin saltanat mücadelesinde ona yardım etmiştir. Diğer bir nokta ise 1502 yılında Altın Orda Devleti yıkılınca, özellikle Kırım Hanlarının, kendilerini Altın Orda’nın varisi olarak görmeleri sebebiyle Kazan Hanlığında ve diğer hanlıklarda söz sahibi olmak istemeleridir. Bu istekleri çerçevesinde de bu hanlıkların iç işlerine sıklıkla karışmalarıdır. Kazan Hanlığının özellikle son 50 yılında kısa süreler dışında sürekli Rusya’nın vassalı gibi davransa da bağımsız kalabilmişler fakat bu durum hanlığı olumsuz etkilemiştir. Rusya’nın bu hanlığa etkisi genel olarak siyasi gibi görünse de III.Vasily, devrinde ticaret panayırının, Novgorod’a alınması hanlığı ekonomik olarak da etkilemişti. Kazan kurultaylarındaki kararlarda hep bir yabancı devlete danışma geleneği vardı. Bu yabancı devlet de hep Rusya olmuştur. Çünkü, Kazan Hanlığı, Osmanlı Devletinden ne zaman yardım istese Osmanlı Devleti hiç ilgilenmemişti. Bu durum Kazan Hanlığını, Rusya ile baş başa bırakan amillerden biri olmuştur. Rusya, kendisini sürekli geliştirirken, Kazan Hanlığı ise o derecede kendisini geliştirememişti. 1409 yılından sonra kurulan bütün hanlıklar Cuci ailesindendi ve hepsi, 1502 yılından sonra, diğer hanlıklara egemen olma düşüncesini taşıdılar. Fakat bu hanlıklar, Kırım Hanlığı haricinde kurulduktan kısa bir süre sonra Rusya’nın hizmetine girdiler. Bunu, Safagerey Han öldükten sonra Nogay Mirzası Yusuf’un, Knez İvan’a gönderdiği yarlıkta da görmüştük. Kazan’ın ticaret yolu üzerinde kurulduğunu söylemiştik, bu sebeple çok sayıda Rus tüccar, Kazan’a gelmiş ve buraya yerleşmişti. Kırım Hanlığı, özellikle Mengli Gerey Dönemi’nde Rusya ile hep bir dostluk içindeydi. Bu dostluktan Kazan Hanlığı da etkilenmişti. Çünkü, İbrahim Han vefat ettiğinde zevcesi Nur Sultan Bike, Mengli Girey ile evlenmiş ve Kırım Hanı da hem Bike’yi hem de oğulları Abdüllatif ile Muhammed Emin’i Rusya’ya göndermişti. Bu iki şehzade burada Rus kültürü ile büyüdüler ve geldiklerinde de Rusya lehine işler yaptılar. 1521 yılında Kırım’dan gelerek han olan Sahibgerey kendini Kazan’a ait hissetmemiş ve 1524 yılında şehirden gitmişti. Fakat bu han Kırım hanı olduğu vakit, Kazan Hanlığı’nın hamisi gibi davranmış ve Rusya’ya karşı korumuştur. Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu bir saldırı sonucu Sahibgerey Han ölmüştür. Onun ölümünden 1 yıl sonra Kazan Hanlığı, Rusların eline geçti. Kasım Hanlığı’ndan, buraya sadece iki han gelmişti, Can Ali ve ağabeyi Şah Ali. Bu iki han da Rusya lehine işler yapmakla meşguldü. Daha 1568 yılında III. İvan, Kasım Hanlığı’nı kullanarak Kazan’a saldırmıştı. Sonuç olarak, Kazan Hanlığı, başta içteki hainlerin sayısının fazla olması sebebiyle sürekli Rusya’ya bağlanmak istese de bu 1552 yılına kadar hiçbir zaman olmamıştır.
Notlar
Dergide dipnot numaraları her sütunda yeniden başladığından notlar basılı sayfaya göre verilmiştir.
s. 15
- 1 Yazarın “ayaklandırmak” kelimesinden kastı burayı düzenleyip, şehir haline getirmektir.
- 2 Bu şehire hangi yılda gittiği tam olarak bilinemese de Rus ruznameleri 1437 yılını işaret ederken, Tatar kaynakları ise 1436 yılını gösterir. (Atlasi 1914: 35)
s. 16
- 1 Knez Vasili’nin kuzeni olup diğer kardeşi Vasili Kusolov’un aksine sürekli onu desteklemiştir.
- 2 Zeki Velidi Togan’a göre Rusların asker sayısı 30.000 (1912: 199-201) Hadi Atlasi’ye göre bu sayı 40.000 (1914: 37-39)
- 3 Zeki Velidi Togan’a göre bu sayı 3.000 (1912: 199) Hadi Atlasi’ye göre bu sayı ise 4.000 (1914: 37-39). Sonuçta her iki eserde de Rus Knezi’nin ordusunun, Han’ın ordusundan 10 kat daha çok sayıda asker bulundurduğu belirtilmeye çalışılmıştır.
- 4 Bu madde, Serkan Acar’ın kitabında Kasım Hanlığının kuruluş tarihi ve olayı bu savaş sonucunda verilse de Hadi Atlasi’nin eserine göre (1914: 61), bu anlaşmada böyle bir maddenin olmadığını ve bu hanlığının kuruluş olayını Kasım ve Yakub’un 1549 ve 1550 yıllarında Knez Vasili’nin kuzeni Dimitri Şemyaka ile olan mücadelesinde Knez’e yardım etmelerinden dolayı Knez’in onlara 1551 yılında Oka Irmağı yakınlarında bulunan Gorodets şehrini vererek, hanlığın kuruluşunu da bu tarihe bağlar. Nitekim, Aynuddin Ahmedov’a göre de (1910: 45) bu hanlık 1551’de kurulmuştur. Akdes Nimet Kurat ta (1992: 158) Serkan Acar ile aynı görüştedir. Bu durumda Serkan Acar ve Akdes Nimet Kurat, Hadi Atlasi ve Aynuddin Ahmedov ile çelişmektedir. Kasım Hanlığı, bir anlaşma sonucu değil aksine Knez Vasily’e edilen yardım sonucu kurulmuştur.
- 5 Sigismund Von Herbestein’ göre ismi Fatma Sultan (1851: 59) olarak verirken, Zeki Velidi Togan’a göre (1912: 207) ismi Sofya olarak vermektedir. Keza, Aynuddin Ahmedov’a göre (1910: 49) Sofya olarak vermektedir. Fakat Hadi Atlasi’ye göre (1914: 83) aynı ismi Fatma Sultan olarak vermektedir. Bizce, Sigismund Von Herbestein’in 1517-1527 yılları arasında Rusyada bulunması ve Fatma Sultan’ın Huday Kul isimli oğlunun vaftiz olması ve Knez Vasily’den ona toprak verilmesi, Annesi’nin de vaftiz olabileceği ve böylece Hristiyan olduktan […] (Dipnot basılı dergide bu noktada kesiliyor.)
- 1 1482 ve 1484 yılında yaşanan olaylar için bknz. Hadi Atlasi (1914), Sigismund Von Herberstein, (1851), Zeki Velidi Togan (1912) Aynuddin Ahmedov, (1910)
- 2 Ayrıntılı bilgi için bakınız, Hadi Atlasi, a.g.e.
- 3 Kriz sonrası kurultay için bakınız, Donald Ostrowski “Kazan Hanlığında İdari Yapı”, Türkler Ansiklopedisi, C.VIII, s.453-459
- 4 Kaynakların bazıları Süyün Bik, bazıları Sümbik, bazıları Sümüyik, bazıları ise Süyün Bük diye kaydetmiştir. Bizim bildiğimiz onun asıl adı “Süyün Bike”dir. Süyün Bike sözü “Süyün” ile “Bike” sözlerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bu kelimelerin ilki “Süyün”, sevinmek mastarının emir kipi, ikinci şahsa göre kullanımıdır; ikincisi “Bike” ise “evli hanım, beğ karısı” anlamındadır. Nogay erkekleri arasında “Süyün Bik” şeklinde isimlendirilen kişiler de vardır. “Bek” sözü Eski Türkçe’de “ulu, buyruk sahibi, başbuğ anlamındadır. Bunların kadınlarına, kızlarına da “Bike” denmektedir. Türkçe kelimelerde müennes-müzekkerlik olmasa da “Bike” sözü, “Bek” sözünün müennesi durumundadır. (Atlasi’den aktaran Coşkun 2004: 17)
s. 17
- 1 Kemaloğlu, İlyas, Kazan Hanlığının Yıkılışında Bazı Ermeni Tüccarların İş birliği, Bilig, S. 58, s. 203-210
Kaynakça
- ACAR, Serkan, Kazan Hanlığı ve Moskova Knezliği Siyasi İlişkileri (1437-1552), Ankara
- – Kasım Hanlığı, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2007
- AHMEDOV. A. Kazan Tarihi. KAZAN 1910
- ATLASİ. H. Kazan Hanlığı, Kazan 1914
- – Kazan Hanlığının Çöküşü ve Süyün Bike, Konya 2004
- CLAUSON. SİR. GERARD, An Etymological Dictionary Of Pre Thirteenth Century Turkish, Oxford 1972
- HERBESTEİN, Von, Sigismund “Notes Upon Russia” , Vol. II, Translated and Edited R.H. Major, London, 1852
- KEENAN, L. EDWARD, Kazan- “The Bend”, Harvard Ukrainian Studies, Vol. III/IV, Part I, 1979-1980
- KURAT, Akdes Nimet, Başlangıçtan 1917’ye Kadar Rusya Tarihi, Ankara 2014
- – Uluğ Muhammed’in Yarlığı, İstanbul, 1937
- – KAZAN Hanlığı, Türkler Ansiklopedisi, C. VIII, S. 441-452
- OSTROWSKİ, Donald, Kazan Hanlığında İdari Yapı, Türkler Ansiklopedisi, C.VIII, s.453-459
- PELENSKİ, Jaroslaw, Russia and Kazan Conquest and Imperial İdeology (1438-1560s), Paris, 1974
- TOGAN, Zeki Velidi, Türk ve Tatar Tarihi, Kazan, 1912